Gebelik ve Sinüzit

    0
    295

    Gebelik ve Sinüzit

    Kafa kemikleri içinde bulunan, iç yüzeyi mukoza ile örtülü hava dolu boşluklara sinus, bunların iltihabına ise sinuzit denir. Sinuzit, toplumda sık şikayet nedeni olan baş ağrısının sebepleri arasındadır. Çoğunlukla ilaçlarla, bazı durumlarda ise cerrahi müdahale ile tedavisi mümkündür.

    Kafa kemikleri içinde dört çift sinus vardır. Birer çifti yanak kemiklerinde ve alın kemiğinde, diğer iki çift ise kafa kemiklerinin daha iç kısımlarında bulunur. Yanaklarda bunan sinusler piramit şeklindedir ve bir duvarı sert damak ve bazı dişlerle ilişkili olduğu için önemlidir. Diğer sinusler, çevrelerinden geçen kafa sinirleri ve göz etrafı ile yakın konumdadırlar. Bu nedenle iltihaplanması halinde ciddi komplikasyonlara yol açabilirler.

    Kafa kemiği içindeki bu hava dolu sinuslerin, konuşurken ses rezonansını sağlamak, solunan havanın akciğerler için uygun hale gelmesine yardımcı olmak (havayı ısıtmak, soğutmak, nemlendirmek, temizlemek), kafatasının ağırlığını azaltmak, ani burun içi basınç artışlarında tampon görevi görmek gibi görevleri vardır.

    Sinizüt Nasıl Oluşur?

    Sinuslerin normal fonksiyonunu görebilmesi için havalanması ve içindeki mukusun (sümüksü maddenin) düzenli olarak atılması-değiştirilmesi gerekir.

    Sinuslerin içi, solunum yolunu döşeyen hareketli kirpiksi uzantılı hücrelerden oluşan epitel doku ve mukus üreten hücreler ile döşelidir. Epitelin üzerini ise mukus tabakası örter. Sinusler bir delikle burun iç-yan duvarına açılırlar. Hareketli kirpiksi uzantılar, üzerlerini örten mukus tabakasını hep aynı yöne hareketleriyle iterler. Hareket yönleri ise sinuslerin burun yan duvarına açılan deliğe doğrudur. Bu şekilde sinuslerin içi mukus ile dolmaktan kurtulmuş ve temizlenmiş olur.

    Şayet sinus çıkışını tıkayan bir hadise, mukusun yapısında bozulma veya kirpiksi uzantıların hareketini engelleyen bir durum hasıl olursa, sinusların boşalması ve havalanması zorlaşır. Oksijensiz kalan ortamda kirpiksi uzantılar ve epitel hasar görür. Mukusun atılışı bozulur. Ortamın asiditesi değişir, mukus koyulaşır. Böylece mikropların kolayca yerleşebileceği bir ortam oluşur ve iltihap gelişir.

    İltihap ve ödem ile sinus mukozası daha da kalınlaşarak sinus çıkış deliğinin tıkanıklığını artırır. Tıkanıklığın artışıyla birlikte kısır döngü devam eder. Tedavinin yapılabilmesi için bu kısır döngünün kırılması gerekir.

    Kısır döngüyü başlatabilecek veya oluşumuna katkıda bulunabilecek bazı durumlar şunlardır: Alerjik rinit, astım, kirpiksi çıkıntıların aktivitesini zedeleyebilecek soğuk ve kuru hava, bağışıklık sistemi bozuklukları, burun polipi vb…

    Sinüzitin Belirtileri Nelerdir?

    Baş ağrısı: Genellikle yüz bölgesinde, burun köküne yakın bölgelerde ve göz çevresinde yoğunlaşır. Ağrı, etkilenen sinusün bulunduğu bölgeye göre yerleşim gösterebilir.

    Burun tıkanıklığı: Hasta, sinuzit nedeniyle veya sinuzitin altında yatan sebep dolayısıyla burun tıkanıklığından yakınır.

    Burun ve geniz akıntısı: Alerjik durumlarda su gibi beyaz burun akıntısı mevcutken, olaya bakterilerin eklenmesiyle sarı yeşil, koyu kıvamda burun-geniz akıntısı oluşur.
    Ayrıca koku alamamak, ağız kokusu, ateş olabilir. Geniz akıntısının boğazda yaptığı tahrişle öksürük, boğazda yanma hissedilebilir.

    Altta yatan alerjik bir hastalık varsa, burunda kasıntı, gözlerde sulanma olabilir. Özellikle çocukların geceleri ağzı açık uyumaları, horlamaları sinuzitin habercisi olabilir.

    Sinüzitin Türleri

    Akut Sinuzit: Belirtilerin 8 haftadan kısa sürdüğü sinuzit biçimidir. Başlıca belirtisi ağrıdır. Burun tıkanıklığı-akıntısı, ateş, koku almada bozukluk görülebilir. Genellikle virüsler olayı başlatır ve iltihap oluşumuyla sinus çıkış deliği tıkanır ve bakterilerin yerleşimi için uygun ortam oluşur. Akut sinuzit genellikle ilaç tedavisi ile iyileşir ve kalıcı mukoza hasarı bırakmaz.

    Kronik Sinuzit: 8 haftadan uzun süren belirtilerin olduğu sinuzit biçimidir. Belirtileri akut sinuzitten daha hafiftir. Uzun süreli öksürük ve geniz-burun akıntısı şikayetler arasındadır. İlaç tedavisine rağmen mukozal değişiklikler normale dönmez.

    Tanı Nasıl Konur?

    Hastanın anlattığı belirtiler, titiz muayene ve radyolojik bulgular ile hastalığın tanısı konur.
    Direkt kafa röntgeni tanıyı doğrular, fakat tek başına sinuzitin olmadığı sonucunu vermez. Tedavinin takibinde faydalı olabilir. Burun endoskopisi, burun içinin ışıklı aygıtlarla direkt olarak görülebildiği bir yöntemdir. Bugün sinuzit tanısında en değerli radyolojik yöntem ise bilgisayarlı tomografidir.

    Tedavi

    Sinuzit tedavisinde öncelikle altta yatan sebebi ortadan kaldırmak gerekir. Ortam kuru ise nemlendirmek yardımcı olabilir.

    Enfeksiyonun kontrolü amacıyla en az 10 gün uygun antibiyotik kullanılır. Mukoza ödemini azaltıp kısır döngüyü kırmak amacıyla dekanjestan adı verilen burun sprey veya damlaları kullanılabilir. Ancak bunlar uzun süreli kullanıldığında şikayetlerin geri dönmesine neden olurlar. Bu nedenle 5 günden fazla kullanılmamalıdırlar. Ayrıca cerrahi gereken durumlarda bugün endoskopik girişimlerle başarılı sonuçlar alınabilmektedir.

    Sinuzit tedavi edilmediği takdirde, iltihap çevre dokulara ve hatta beyin içine yayılabilir. Özellikle göz çevresiyle yakın ilişki içindeki sinuslerin iltihabında, aradaki kemik dokuların zedelenmesiyle, göz çevresinde ödem, gözün ileri itilmesi, göz hareketlerinde kısıtlılık, görme kaybı oluşabilir. İltihabın gerek kan, gerekse direkt yayılımıyla beyine ulaşması, beyin apsesi, beyin dış zarlarında apse, menenjit gibi çok ciddi sorunlar doğurabilir.

    Böylesi ciddi rahatsızlıklara meydan vermemek için sinuzitin tedavisi geciktirilmemelidir.

    Gebelikte sinüzit tedavisi tapılırken mutlaka gebelikte kullanılması uygun olan ilaç tedavisi seçimleri ve kadın hastalıkları ve doğum hekiminin önerileri de dikkate alınması gerekir.