İleri Aşamadaki Meme Kanseri

    0
    713

    İleri Aşamadaki Meme Kanseri

    Metastaz yapmış meme kanseri en ileri aşamadaki meme kanseridir, Aşama IV. Metastaz terimi kanserin ilk tümör bölgesi dışında göğüs ve koltuk altı lenf bezlerinin ötesinsine (uzak organlara) sıçradığını belirtmek amacıyla kullanılır. Bu organlara yerleşmiş olan kanser hücreleri buralarda büyümeye ve bölünmeye devam ederler. Meme kanserinin vücudun hemen her yerine sıçrama potansiyeli olmasına karşın, en yaygın olarak sıçradığı yer kemiklerdir. Sıçrama yoğunluğu açısından kemikleri, sırasıyla akciğer ve karaciğer izler.

    Metastaz yapmış meme kanserinin tedavisi genellikle hastanın şikayetlerini hafifletmeye ve yaşam süresini uzatmaya yöneliktir. Birleşik Devletler Ulusal Kanser Enstitüsüne göre, metastaz yapmış meme kanseri olan kadınların yaklaşık olarak %10 ila %20si bu hastalıktan kurtulacaklardır, buna yaşam boyu baskıya alınma da denir, (lifetime remission).

    Tanı

    Meme kanseri genellikle göğüsteki süt kanalları içerisinde başlar, (Ductal Carcinoma In Sıtu, DCIS). Göğsün dışına çıkan kanser, genellikle ilk önce koltuk altı lenf bezlerine sıçrar. Meme kanseri ameliyatı yapılırken, genellikle koltuk altı lenf bezlerinden bir yada bir kaçı çıkarılarak, kanserin lenf bezlerine sıçrayıp sıçramadığı belirlenir. Bazı durumlarda, meme kanseri koltuk altı lenf bezlerine sıçramaksızın vücudun başka bölümlerine sıçrayabilir. Eğer tümör göğüs ucuna yakın bir bölgedeyse, öncelikle kaburgaların arasında bulunan lenf bezlerine sıçrayabilir. Bazı durumlardaysa, kanser lenf sistemini kullanmaksızın kan yoluyla da yayılabilir.

    Kanser vakalarının yaklaşık olarak %10’u ilk tanı aşamasında vücudun başka bölgelerine sıçramıştır. İlk tanı aşamasında, Aşama IV, tanısı konan hastaların kanserleri için hızlı yayılıyor denebileceği gibi, kanserin ilk belirtisini vermeden önce uzun bir süredir hastada var olduğu çıkarımı da yapılabilinir. Meme kanserinin erken aşamada tanısının konabilmesi için izlenmesi gereken kuralların takip edilmesi hastalığın erken aşamada tanısının konmasını olası kılacağından tedavinin başarıya ulaşılma şansını da arttıracaktır. Bu kuralların arasında, mamogramların çektirilmesi, kişisel ve klinik göğüs kontrollerinin yapılması vardır.

    Metastaz yapmış meme kanseri, ilk tedavi sonrası geri gelen kanser nedeniyle de oluşabilir. Geri gelen kanserlerin üç türü vardır, yerel, bölgesel ve uzak organlarda geri gelen. Yerel ve bölgesel olarak geri gelen kanserler uzak organlarda geri gelen kanserlerden daha az ciddidir, ve mamografi ve ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemleri ile görüntülenebilir. Yerel ve bölgesel olarak geri gelen kanser belirlendiğinde, doktorlar bazı yöntemlere baş vurarak kanserin uzak organlara yayılıp yayılmadığını (metastaz yapıp yapmadığını) belirlemeye çalışırlar. Bu testler arasında;

    • Kemik Taraması

    • Göğüs Röntgeni

    • Bilgisayarlı Tomografi (CAT)

    • Magnetik Rezonans Görüntülemesi (MR)

    Eğer kanser diğer organlara sıçramamışsa, yerel ve bölgesel olarak oluşan kanser yenilemesinin tedavisi genellikle ilk tedavinin nasıl yapıldığına bağlı olarak belirlenir. Eğer ilk tedavide lampektomi yapılmışsa, genellikle mastektomi önerilir. Eğer kanser vücudun diğer bölgelerine sıçramışsa, durum biraz daha ciddidir.

    Kanserin metastaz yapmasının belirtileri arasında;

    • Kemik ağrısı (Kemik metastazının olası belirtisi)

    • Nefes daralması (Akciğer metastazının olası belirtisi)

    • İştah azalması (Karaciğer metastazının olası belirtisi)

    • Kilo kaybı (Karaciğer metastazının olası belirtisi)

    • Sinir ağrısı veya güçsüzlük yada baş ağrıları (Sinir sistemine metastazın olası belirtisi)

    Bu belirtiler her zaman değil sadece bazen metastaz yapmış olan kanserin belirtisidir. Bu belirtilerden birine yada bir kaçına sahip olan kadın da kesin metastaz var kanısına varmak doğru olmaz. Metastaz yapmış meme kanserine sahip kadınların pek çoğu hastalıkları oldukça ilerlemeden hiç bir belirti göstermez.

    Meme kanseri Nerelere Sıçrayabilir?

    Meme kanseri vücudun hemen hemen her yerine sıçrayabilir. Yaygınlık sırasında olmak üzere en çok sıçradığı yerler;

    • Kemikler

    • Akciğerler

    • Karaciğer

    Metastaz yapan kanserlerin yaklaşık olarak %25i, en önce kemiklere sıçrar. Omurgadaki kemikler, kaburgalar, leğen kemiği, kafatası ve kol ve bacaktaki uzun kemikler en çok etkilenenler arasındadır. İki tür kemik metastazı vardır, bunlardan biride kanser hücreleri kemik dokusunu yiyerek, kemikte delikler oluşmasına neden olur. Diğer türünde ise, kemiğin mineral yoğunlu yükselir ama aynı zaman da bu kemiğin daha kırılgan olmasına neden olur. Her iki tür metastaz da ağrıya neden olur.

    Meme kanseri nedeniyle hayatını kaybeden kadınların yaklaşık olarak %60 ila %70inde kanser akciğerlere de metastaz yapmıştır. Metastazı olan kadınların yaklaşık olarak %21inde akciğerler metastaz olan tek organdır. Akciğer metastazının en yaygın belirtileri arasında nefes daralması ve kuru öksürükler vardır. Bazı durumlarda, akciğer metastazı hiç bir belirti göstermez ve ancak yalnızca göğüs röntgeni ve bilgisayarlı tomografi taramasıyla belirlenebilir. Nadiren de olsa, eğer göğüs metastazı belirli bir bölgede sınırlı kalmışsa, ikincil tümörler ameliyatla alınabilir. Ancak, pek çok durumda, eğer kanser tüm akciğere yayılmışsa kemoterapi ve diğer kanser ilaçları ile yapılan tedavi daha etkili olur.

    Kemiklerin ve akciğerlerin ardından karaciğer, meme kanserinin en yaygın olarak metastaz yaptığı üçüncü organdır. Meme kanseri metastaz yapmış olan kadınların yaklaşık olarak üçte ikisi de, bir aşamada karaciğer metastazı oluşur. Karaciğer metastazının belirtileri başlangıçta belli belirsiz olmasına rağmen zaman içerisinde daha belirgin hale gelir. Bu belirtiler arasında, kilo ve iştah kaybı, ateş, sindirim sistemi problemleri vardır. Yapılan kan testleri karaciğer metastazının belirlenmesi amacıyla kullanabilse de, karaciğer metastazının olası diğer karaciğer hastalıklarından ayırt edilebilmesi için karaciğer biyopsisi gereklidir.

    Meme kanseri daha az yaygın olmakla beraber vücudun diğer bölgelerine de sıçrayabilir. Bu bölgeler arasında kemik iliği, beyin, yumurtalıklar, omurilik ve gözler vardır.

    Tedavi

    Metastaz yapmış meme kanseri tedavilerinin büyük bir çoğunluğu, hastanın şikayetlerinin hafifletilmesi amacıyla yapılır. Tedavi seçenekleri belirlenmesi aşamasında, daha önce yapılmış olan tedaviler ve hastanın bu tedavilere nasıl cevap verdiği değerlendirilir.

    Metastaz yapmış olan kanserlerde, ameliyat genellikle pek uygulanan bir tedavi yöntemi değildir, çünkü kanser genellikle tek bir bölgeyle yada organla sınırlı değildir. Kanserin metastaz yaptığı organ da ne derece yayıldığına bağlı olarak, radyasyon terapisi uygulanabilir. Metastaz yapmış olan meme kanseri vakalarında, radyasyon terapisinin genel amacı tümörü küçülterek ağrıyı azaltmaktır. Örneğin, kemikte bir yada bir kaç nokta da kanser varsa, radyasyon tedavisi uygulanabilir.

    İlerlemiş aşamadaki meme kanseri tedavisinde radyasyon tedavisi gibi yerel tedavilerden çok vücusun tümümünü etkileyen kemoterapi benzeri sistematik tedaviler uygulanır. Pek çok kemoterapi tedavisi, üç ila altı ay arasında sürer ve ilaçlar günlük, haftalık yada aylık olmak üzere hastanın kemoterapiye verdiği tepkiye bağlı olarak verilir. Kemoterapi seansları genellikle sürekli değildir, her seansın ardından gelen bir dinleme ve toparlanma süreci vardır. Bu sürecin gerekliliği, kemoterapi ilaçlarının kanserli hücreleri olduğu kadar sağlıklı hücreleri de hedeflemesinden kaynaklanmaktadır.

    Araştırmacılar ileri aşamadaki meme kanseri hastalarının tedavisinde yüksek dozlu kemoterapinin etkinliğini araştırmaktadırlar. Ancak bu konuda ki çalışmaların sonuçları şu anda çelişkilidir.

    Kemoterapiye ek olarak, ileri düzeydeki meme kanseri hastaları bazı ilaçlarla da tedavi edilirler. Bu ilaçlar arasında;

    • Tamoxifen

    • Taxol

    • Aromasin

    • Herceptin (Her2/neu pozitif olan hastalar için)

    Metastaz Yapmış Meme Kanseriyle Başa Çıkmak

    Yapılmış olan anketlerin pek çoğu göstermiştir ki, metastaz yapmış meme kanseri hastaları toplumda “Yaşamak için az zamanları kalmış hastalar” olarak görülmektedir. Ancak bu kanı doğru değildir, yakın geçmişte geliştirilen pek çok tedavi bu tip hastaların yaşam kalitelerini yükseltmiş ve yaşam sürelerini oldukça uzatmıştır. Bu hastaların yaklaşık olarak %20’si 5yıl ve daha uzun yaşarlar. Ancak, hastaların, hasta yakınlarının ve doktorların tedavinin getirecekleri konusunda gerçekçi olmaları çok önemlidir. İstatistiklere bakmaksızın, (Ki bu istatistikler 5 yıllık ve üzeri yaşam süresine ulaşma oranını %16 olarak vermektedirler) her hastanın değişik bir vaka olduğu ve bu nedenle her hastanın tedavisinin de kendisine özgü olduğu gerçeği unutulmamalıdır.