Pazar, Ocak 23, 2022
Ana SayfaMeme Dokusu ve Meme HastalıklarıMeme Kanseri Tanısında Yeni Teknikler

Meme Kanseri Tanısında Yeni Teknikler

Tanıda Yeni Teknikler

Teknolojideki gelişmeler sayesinde memede karşılaşılan bir çok kitlede ve görüntülenen yöntemlerinde saptanan normal dışı bulgularda, cerrahi girişim yapmadan bunun tehlikeli olup olmadığını hücresel düzeyde anlamamızı sağlayan biopsi teknik ve yöntemleri gelişmiştir.

Meme yapısını görüntüleme sistemlerindeki gelişme, özellikle 50 yaş altı kadınlar için büyük faydalar sağlamıştır. 50 yaşına kadar, yoğun meme dokusu içeren memede, küçük kitlelerin anlaşılması zordur. Mamografi çok değerli bir yöntem olmasına rağmen mükemmel değildir. Özellikle genç kadınlarda %10-25 arasında yanlışlıklara neden olabilmektedir. Ayrıca yanlış pozitif sonuçlarda, yine ciddi sorunlar yaratmaktadır. Ancak son yıllarda gelişen digital mamografi bu zorlukların kısmen üstesinden gelebilmektedir.

Digital mammografi de klasik mammografide olduğu gibi X-ışınları ile çalışır, ancak görüntü filmde değil, bilgisayar ortamında oluşturulur. Konvansiyonel mamografide, konvansiyonel tüm radyolojik tetkiklerde olduğu gibi kullanılan fotografik karakterdeki film, ışın madde etkileşmesinden sonra datanın toplanmasını sağlayan reseptör(toplayıcı) görevi görmekte ve aynı zamanda da data kaydının gösterimi için görüntüleme ortamını teşkil etmektedir.

Digital radyolojide ise fosfor plakası, CCD arraylar veya silikon amorf plakalar reseptör görevini görmektedir. Elde edilen data, ekrana veya transparan laser filmlerine aktarılmaktadır. Reseptör ve görüntüleyici ortamların farklı ortamlar olmaları, ayrı ayrı optimizasyonlarına (ayarlanabilme) olanak vermektedir.

Meme Kanseri Tanısında Yeni Teknikler

Konvansiyonel mamografik ve radyolojide kullanılan fotografik karakterdeki filmin, reseptör ve görüntüleme ortamı olarak aynı anda optimizasyonu çelişkiler doğurduğu için beklenen ölçüde mümkün olmamaktadır. Digital radyoloji uygulamalarının ve bununla birlikte digital mammografinin, reseptör ve görüntüleyici ortamları ayrı ayrı optimize eden teknolojisi artık gelecekte tüm mammografi ve radyoloji uygulamalarının digital ortamlarda yapılmasını gerektirmektedir. Digital teknoloji ile film tekrarları en aza inmekte ve hastalar çok daha az ışın almaktadırlar. Digital imaj prosesing yöntemleri sayesinde eskiden daha zor değerlendirilen dens memeler daha iyi değerlendirilebilmektedir.

Uzman, görüntünün ışık ayarları ile oynayabilmekte ve istediği bölgelerde büyütme yapabilmektedir. Bu yöntem Avrupa’da ve Japonya’da kullanılmakta ve Amerika Birleşik Devletleri’nde çok yakında FDA onayı alması beklenmektedir. Türkiye’de de az sayıda merkezde kullanılmaktadır.

Günümüzde mammografi ile birlikte, bazı yeni yöntemler de kullanılarak sorunlar aşılmaya ve daha doğru sonuçlara erişilmektedir. Bu yöntemlerden en yaygın kullanılanı, yüksek çözünürlüklü ultrasonlardır. Bu iki yöntemin birlikte kullanılması ile tanı kesinliği %94’lere kadar yükselmiştir. Ultrason özellikle kitlenin içinin boş (kistik) olup olmadığını göstermektedir. Bu, bir çok hastayı iğne biyopsisinden kurtarmaktadır.

Diğer bir yöntem Magnetik Rezonans (MR) ile görüntülemektedir. Bu yöntemle memenin enine kesitleri oluşturulabilmekte ve detaylı inceleme yapılabilmektedir. Bu yöntem özellikle; daha önce çeşitli nedenle ameliyat edilmiş, meme dokusu yoğun olan veya memede slikon varsa, mammografiye tercih edilir. Oldukça pahalı bir yöntemdir.

Bir başka yöntem de ise radyo aktif madde enjekte edilerek yapılır. Bu maddeler, en hızlı hücre çoğalması olan yerlerde toplanacağından tümörlü yerler belirlenebilmektedir. Bu yöntem Scintimammografi olarak isimlendirilir. T-Scan2000 yönteminde de, memeye gönderilen küçük elektrik akımları karşısında memenin verdiği cevapların bilgisayarlarca değerlendirilmesi yapılır. Bu yöntemler geniş gruplarda kullanılmamışlardır.

Meme Kanseri Tanısında Yeni Teknikler

Yakın zamana kadar mammografisinde şüpheli bulgular saptanan kadınlar, cerrahi biopsi alma işlemine tabi tutulurlardı. Genel anestezi altında yapılan bu işlemde, şüpheli dokudan parça alınırdı. Bu tip operasyonların sadece %5’i pozitif sonuç vermektedir. Operasyonun neden olduğu nedbeleşme ve ameliyat sonrası ağrı ciddi sorundur.

90’lı yıllarda yerleşen core-needle biyopsi tekniğinde, ultrason veya stereotaksi yöntemlerle, özel bir iğne ile şüpheli dokuya girilir ve çok küçük parça alınmaktadır. Bu yöntemde nedbeleşme ve ağrı olmaz. Genel anestezi de kullanılmadığından güvenle muayenehanede bile uygulanmaktadır.

Core-iğne biyopsisi yönteminin, zayıf olduğu bazı noktalar vardır. Burada iğne düz bir çizgide hareket ettiğinden, her bir yeni parça için yeniden iğnenin batırılması gerekmektedir.

Özellikle genç kadınlarda iğne büyüklüğündeki kalsiyum birikimleri, bir kanser öncesi yapının bulgusu olabilirler. Böyle yapılarda tekrar tekrar iğne batırmak gerekir. Gelişen teknoloji sayesinde böyle durumlarda, emme gücü de bulunan bir biyopsi iğnesi ile kullanılmaktadır. Mamotom ismi verilen bu yöntemde, doktor silindirik bir probu memeye sokar (kalınca bir iğne şeklindedir). Ucundaki dönen bıçak, şüpheli alanlarda çalıştırılarak doku örnekleri alınır ve emilerek dışarı alınır. Memeden çıkartmadan değişik yerlerden örnekler alınabilir. Bu tekniğin bir benzeri de Minimal İnvasive Meme Biyopsisi (MIBB)’dir. Burada ucu çilek şeklindeki bir kanül kullanılır ve örnekler emilerek dışarı alınır.

Şüpheli dokunun tamamen dışarı çıkarılıp incelenmesi istendiğinde; ultrasonografi veya stereotaksi rehberliğinde, lezyon ince tellerle işaretlenir ve o bölge cerrahi olarak çıkarılır. Böylece memeden yanlış alanın çıkarılması önlenir ve mümkün olduğunca az miktarda doku çıkarılması sağlanır. Gereksiz kozmetik problemlerden de sakınılır.

Önceki İçerikMeme Biyopsisi
Sonraki İçerikHistolojik Derecelendirme
RELATED ARTICLES

Most Popular

Erkeklerde Üreme sistemi

Kordon Kanı Akışı

24 Haftalık Fetus Ultrasonu

Son Yorumlar