Süt Çocukluğu Dönemi

    0
    323

    Süt Çocukluğu Dönemi

    İlk 2 yıl içinde nasıl ana-babalık yaptığınız, çocuğunuzun daha sonraki yıllardaki davranışını büyük bir oranda belirler. Ana-babalık taahhüdünüz ve çocukluk dönemindeki yatırımınız, ileriki yıllarda problemlerin önlenmesine yardımcı olacak güçlü bir ana-baba-çocuk bağlılığını yaratır. Süt çocukluğu, sevgi ve güven bağlarının ve çevreye güvenmenin oluştuğu kritik bir dönemdir. Bir çocuk sevgisini ve güvenini, kederini ve mutluluğunu ifade edebilmek için bütün yeteneklere sahiptir. Süt çocukluğu ayrıca olumsuz ana-babalık davranışlarından en kolay yara alındığı bir dönemdir.

    Kişilik özellikleri, bebeğin temel bakımını üstlenen kişiden, genellikle anneden gelen davranış modellerinden etkilenir. Eğer çocuk temel bakımını sağlayan kişiden tutarlı ve olumlu veri alırsa, bu kişiyi ve çevresini sevmeyi ve güvenmeyi öğrenir. Ayrıca olumlu bir kişilik imajı geliştirmeye başlar.

    Farz edin ki bir çocuk devamlı kendisine bakan kişiden olumsuz veri alıyor. Örneğin, acıktığında beslenmiyor veya ağladığında teselli edilmiyor. Çeşitli durumlarda ne bekleyeceğini bilemeden büyüyor ve dünyanın rahatlatıcı bir yer olmadığını öğreniyor. Bu çocuğun, Selma Fraiberg’in yoksunluk bulguları diye adlandırdığı hastalıklar (saldırganlık ve nefret gibi) geliştirme olasılığı yüksek bir risktir. “Ego”nun bu hastalıkları, şekillendirici ilk 18 ayda başlar. Güvenmeyi hiç öğrenmemiş bir çocuğun üstünde bu etkilerin nasıl çığ gibi büyüdüğünü hayal edebilir misiniz? Bunlar ömür boyu sürebilir ve sonraki yıllarda çocuğun bu kusurlu ana-baba modeli kendi ana-babalığına yansıyabilir.

    Ana-babalık ile ilgili açıklamak istediğim bazı yanlış fikirler, ana-babalığın ilk 2 yılında var olur. Öncelikle, bir çocuğu “şımartamazsınız”. Bu terim bütün bebek kitaplarından sonsuza kadar çıkarılmalıdır. Şımarık çürüğü ima eder. Çok fazla sevgi yüzünden bir çocuğun çürüğe döndüğünü hiç gördünüz mü? Fazla beğeni ve sevginin (düşkünlüğün) çocuğu “kibirli” yapacağı düşüncesi veya ana-babaya çok düşkün olmanın onu “çok bağımlı” yapabileceği düşünceleri yanlış anlaşılmaktadır. Aslında tam tersi doğrudur. Çocuklar sevgi ve düşkünlük atmosferinde iyi gelişirler. Güven içinde büyürler ve hazır olduklarında bağımsız ve kendine güvenen çocuklar olurlar.

    Ana-babalar sık sık “Çocuğumun beni kullanmasını, manipüle etmesini istemiyorum” derler. Bu yanlış anlama, yetişkin değerlerini küçük bir çocuğa atfetmenizden oluşur. Yetişkinler cognitive (bilişsel) seviyede hareket ederler; çocuklar temel olarak refleks seviyesinde hareket ederler. “İstediğimi alana kadar bağıracağım” diye düşünmez. Aksine, davranışı, onun duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını yansıtan refleksleridir. Hayır, ele geçirilmediniz, onun gerçekten size ihtiyacı var.

    Ana-babalar: bebeğinizi ve kendinizi dinlemekten korkmayın. Bir bebeğin ağlaması, bebeğin yaşaması ve annenin gelişimi için hazırlanmış tek özel sinyaldir. Bir anne, biyolojik olarak, bebeğinin ağlamasını dinleyip tepki verecek şekilde yaratılmıştır. Örneğin, bir anne bebeğinin ağlamasını duyduğunda memelerine giden kan akımı artar ve buna bebeğini alıp emzirme biyolojik dürtüsü eşlik eder. Sezgisel ve kısıtlanmaksızın tepki vermekle, anne bebeğine karşı bir duyarlılık oluşturur. Zaman içinde anne bebeğine karşı daha duyarlı olur ve bebek “daha iyi ağlamayı”, yani ağlamadan iletişim kurmayı öğrenir.

    “Fakat her ağladığında kucağıma alırsam ve devamlı kucağımda taşırsam bebeğim çok bağımlı olmaz mı?” sorusu yeni ana-babaların ortak korkusudur. Yeni araştırmalar bu bağımlılık korkusuna biraz ışık tutmuştur. Araştırmalar göstermiştir ki ağlamalarına anında cevap verilen çocuklar büyüdükçe daha az ağlayıp sızlanmaktadırlar. Askılarda (kanguru) taşınan bebekler “kucak” bebeği olmayan çocuklardan yaklaşık yüzde elli daha az ağlarlar.

    Bebekleri için zenginleştirilmiş bir çevre yaratmaya motive olmuş ana-babalar: yeni pek çok çalışma bir çocuğun cognitive (bilişsel) gelişimini etkileyen en önemli tek faktörün bebeğin işaretlerine bakımını üstlenen kişinin cevap vermesi olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bebeğe karşı açık ve cevap vermeye hazır olmak sadece bebek için iyi değildir; ana-babalar da bundan faydalanırlar. Çocuk gelişimi araştırmacıları odaklarını genişletiyorlar ve ana-babalar ve bebek birlikte uyum içindelerse bebeğin ana-babayı geliştirdiğinin farkına varıyorlar. Ana-babalık ilişikisi, ana-babaların ve bebeğin birbirlerindeki en iyi şeyleri ortaya çıkarmasına yardımcı oluyor. Ana-babalık kariyerinize giriştiğinizde elde etmenizi istediğim üç hedef var: bebeğinizi tanımanız, bebeğinizin kendisini iyi hissetmesine yardımcı olmanız ve bebeğinizin gerçekten zevkine varmanız.